Dalyan Gezisi (Ortaca – Köyceğiz)

İzmir Ödemiş’ten yaklaşık 4.5 saatlik güzel bir yolculuk ile çok merak ettiğimiz Dalyan’a ulaştık. Burası antik Likia Krallığı Bölgesi içinde yer alıyor. Dalyan nehri S şeklinde kıvrılarak Akdeniz’e açılıyor. İşte orası da antik İztuzu Plajı… Bu plaj sit alanı ilan edildiğinden korunmuş ve otel gibi konaklamalı tesislerin yapılmasına izin verilmemiş olduğundan otel, motel, pansiyon ve apartlar Dalyan kasabasında yer alıyor. Biz de Dalyan Nehri’nin hemen kıyısında yer alan Longhouse İnn Otel’e rezervasyon yaptırdık ve oraya yerleştik.

İlginç ve bir o kadar da otantik bir yer burası. Yerli ve yabancı turistler bol. Aylardan Ekim olmasına rağmen hava çok sıcak ve nemli. Sivrisinekler de cabası. Yazın nasıldır düşünemiyorum doğrusu. Otel; basit, eski, yıpranmış ancak temiz ve personeli çok ilgili. Gökhan Bey’e akşam neler yiyebileceğimizi sorduğumuzda otelde nehir kıyısında bir masayı bize ayırabileceğini ve balık ile mavi yengeç şiparişlerimizi hemen alabileceğini söyleyince biz de orada akşam yemeğimizi almaya karar verdik.

Çevreyi keşfetmek için eşim Yasemin ile çarşısına doğru yola koyulduk. Hem çay ocakları var hem de cafe’ler. Hem yabancı turistler var hem de yerli. Ancak her taraf nehir gezi tekneleri ile dolu. Çok güzel. Bir de karşı kıyıda hemen göze çarpan çok sayıda kayalara oyulmuş Kral Kaya Mezarları…

Epey yol yürüyüp yorulunca birer çay içtik. Ve otelimize doğru tekrar yola koyulduk. Göl kenarında ayrılmış masamıza oturduk. Gezi teknelerinin motor sesleri arasında, çok güzel aydınlatılmış Kral Kaya Mezarları’na karşı yemeğimizi yedik ve sohbet ettik. Sinkov kullanmamıza rağmen sivrisineklerin gazabından ne yazık ki kurtulamadık.

Ertesi sabah güzel bir uykunun ardından geceki masamızda çok güzel, doyurucu ve bol çeşitlerden oluşan ve fiyata dahil olan kahvaltımızı yaptık. Oteller ve bahçeleri burada iç içe ve komşu. Yandaki otelin bahçesinde kahvaltı yapan misafirlerle sohbet ederken buraya özgü bir şey gerçekleşti.

Kocaman bir kaplumbağa suda göründü. Yumurta artıkları yemeğe geliyormuş. Yoksa Caretta caretta mı diye meraklanırken bunun Nil Kağlumbağası olduğunu söyledi Gökhan Bey. Olsun yine de çok ilginç bir tesadüftü. Çok heyecanlandık ve fotoğrafları ile birlikte videosunu çektik. O da ilgiden memnun kalmış olacak ki uzun bir süre bizimle birlikte kalıp çevremizde yüzdü.

 

 

 

Kahvaltıdan sonra otelimizden çıkıp Dalyan’da biraz daha gezdik ve yeni yerlerini keşfettik. Sonrasında ise Melek Annenin Yeri’ne geldik. Çayımızı nehre karşı içtik.

Otelimize gidip odamızı boşalttık. Arabamıza eşyalarımızı yerleştirdik. Sonrasında Gökhan Bey’den İztuzu’na giden deniz dolmuş taksilerden çağırmasını istedik. Dolmuş geldi. Etrafı seyrederek ve antik Kaunos Kenti’nin yakınından geçerek ve yine gerçek labirent gibi olan Dalyan’dan (balıkların yuvalandığı sazlıklar) geçerek 4.5 km olan İztuzu plajına ulaştık. Biletinizi gidiş dönüş alıyorsunuz 15 tl. Dalyan’a gittiğimizde oradan kara yolu ile de ulaşabileceğimizi öğrenmiş olmamıza rağmen nehir ile olan ulaşım hem farklı hem de görülmesi mutlak gereken bir yol olduğundan biz deniz dolmuşunu tercih ettik. Bir sonraki sefere karayolu ile de gitmeyi düşünüyoruz.

İNGİLİZ The Times gazetesi, 6 aylık bir araştırmanın sonucunda doğa harikası, Caretta caretta kaplumbağlarının yumurtalarını bıraktığı Dalyan’daki İztuzu Plajı’nı, “Avrupa’nın En İyi Açık Alanı” ilan etti The Times’ın internet sitesinde İztuzu ile ilişkin yapılan değerlendirmede, “İztuzu plajı Akdeniz’de ender rastlanan bir yer: çam ağaçlarıyla kaplı bir dağdan nehir ağzına uzanan, bir tek ev, dükkân veya otel görünmediği 4.5 kilometrelik altın kum” denildi.

İztuzu Plajı 4.5 km uzunluğunda sadece ince altınkumdan oluşan antik bir plaj. Denize de girdik. Çok sığ ancak dalgalı bir denizi var. Plaj kumsalının arkası ise göl… Fethiye Ölüdeniz gibi. Gerçekten çok güzel. Sadece iki adet Cafe ve onlara ait şezlong ile şemsiyelerden oluşan basit kulübeler var. Otel gibi tesislerin olmaması gerçekten çok hoşumuza gitti. Umarım ilerleyen zamanda da böyle olur. Çünkü bu plaj Caretta caretta kaplumbağalarının yumurtalarını bıraktığı ve yavrularının da sadece %1 ‘inin denize ulaşarak yaşamlarını devam ettirdikleri dünyanın ender bölgelerinden biri. Yumurtadan çıkan yavrular ışığa doğru yol aldıklarından, eğer burada herhangi bir tesis olur da ışıkları sabaha kadar yanık olursa yavrular denize değil karaya doğru yol aldıklarında ölüyorlar ve %1 olan yaşama ihtimali de sıfır oluyormuş…

 

O yüzden yazın saat 20.00 kışın ise 18.00 bölgeyi en son terk etme zamanı imiş. O saatten sonra kimsecikler orada kalmıyor, tamamen doğa insandan ve insanlara ait her türlü teknolojik alet ve araçtan arındırılıyormuş.. Ne güzel değil mi? Tıpkı Kuşadası Davutlar Dilek Yarımadası Milli Parkı gibi… Bir şeyler yedikten sonra saat 15.00’te dönüş teknesine binip otelimizde indik ve evimize doğru yola koyulduk.

Yolda Çine yakınlarındaki ilginç kayaların olduğu yerde durup fotoğraflarını çektik.

 

 

Cumartesi günü saat 13.00 sıralarında başlayan yolculuğumuz, bir gün sonra yani Pazar günü sona erdi. Daha dün evden çıkmışken sanki uzun zamandır tatildeymişiz hissine kapıldık ve Pazar günü evimize ulaştık. Bir gün bile sürse bizim için çok güzel bir yolculuk oldu.

Tarkan Kızartıcı

Ekim 2018

0 Comments

Add Yours →

Bir cevap yazın