Büyükada Gezisi

 

 

Büyükada; Marmara Denizi’nde Anadolu Yakası‘na yakın bölgede yer alan Prens Adaları olarak bilinen dokuz adanın en büyüğüdür. Diğerleri; Kınalıada, Heybeliada, Sedef Adası, Kaşık Adası, Burgazadası, Sivriada, Yassıada, Tavşan Adası’dır.   Prinkipos adı ile de anılan ada yaklaşık 5.5 km2 alanı kapsar.

 

 

Biz arabamızı uygun bir otoparka park ettikten sonra Kartal Prenstur durağına gittik. Kişi başı 7 tl vererek gişeden biletlerimizi aldık ve yaklaşık 25 dakikalık bir keyifli yolculuk sonrası Büyükada İskelesi’ne ulaştık. Vapur seyahatimiz boyunca martılar da uçarak ve bağrışları ile biz de buradayız der gibi yanımızda geldiler. Biz indikten sonra vapur Heybeliada, Burgazadası ve Kınalı Ada’ya doğru yolcuları ile beraber seferine devam ederek gözden kayboldu. Prenstur dışında Şehir Hatları, İDO, Denturavrasya, Mavi Marmara gibi firmalarla da İstanbul’un çeşitli noktalarından mesela Eminönü, Avcılar, Beşiktaş, Maltepe, Bostancı ve hatta Yalova’dan da seferler düzenliyorlar.

 

Vapur İskelesinde indikten sonra meydana gelmemiz, Saat Kulesi’ni bulmamız çok kolay oldu. 2-3 dakikada oradaydık.  Büyükada Princess Otel ise saat kulesine 5 m kadar uzaklıkta idi. Göksel Bey telefonda reservasyon yaparken de bizimle çok ilgilenmişti, otele yerleşirken de gereken ilgiyi ve yardım severliği göstererek ada hakkında gezi planları yapmamıza yardımcı oldu. Eşyalarımızı otele bırakarak yola koyulduk. Adanın en kuzeyinden nerede ise tamamını yürüyerek tarihi köşkler, yalılar, konaklar.. arasından ilerlerken bizi hiç bir motorlu araç rahatsız etmedi. Sadece faytonlar, bisikletler, elektrikli bisikletler, elektrikli triporterler ve elektrikli arabalar vardı. Düşünsenize muhteşem bir konak ya da malikhane ama önünde elektrikli bisiklet var.

Doğa korunmuş. Ancak faytonlar içler acısı. Ada iki tepeden oluşuyor, Manastır Tepesi ve Yüce Tepe. Düz yolda atlar rahatlar ancak bu tepelere yaklaşırken fayton sürücüsü atları tam gaz dört nala koşturuyor ki atlar lunapark denilen son durağa çıkabilsinler… Çok acıdık atların haline. Allahtan Yücetepe çok dik de oraya yaya gidiyor insanlar. Biz tüm yolu yürüdük.

 

En tepeye kadar da çıktık. Yüce Tepe’de yer alan ve 1751 yılında 204 metre yüksekliğe inşa edilmiş olan Aya Yorgi Kilisesi’ne çıktık. Hırıstiyanlar Türkiye’de Anadolu topraklarında iki kilisede hacı oluyorlar. Birisi Efes’teki Bülbül Dağı Meryem Ana Kilisesi birisi de Büyükada’daki Aya Yorgi Kilisesi. 23 Nisan ve 24 Eylül’de ziyaretçi sayıları katlar ve ada bu ayinler sırasında çok kalabalık olur..

Yücetepe Restaurant’ında da güzel yemekler yedik. İstanbul ve Sedef Adası manzarası eşliğinde yediğimiz yemeğin tadına değdi. Çünkü yürürken çok yorulmuştuk.

 

 

Sonrasında ise aynı taşlı yollardan inerek Lunapark Meydanı’na vardık. Bu sefer daha farklı yürüme güzergahları geçerek tekrar otelimize ve saat kulesi olan meydana ulaştık. Biraz da restaurantları ve dükkanları ile daha canlı olan merkezde gezdik. Her taraf balık restaurantları.. Genel olarak işetmeciler gezen müşterileri rahatsız etmiyorlar. Biz daha önce de araştırdığımızdan Balıkçı Süleyman’a gittik. Balık ve diğer deniz ürünlerinden afiyetle yedik. Ne de olsa bugün epeyce yorulmuştuk. Gerçekten de gittiğimize değdi. Çevrede biraz daha gezdikten sonra otelimize gittik.

 

Ertesi sabah da bol çeşitli bir kahvaltı yaptıktan sonra sefer tarifelerini önceden aldığımız Prenstur’un iskelesine giderek turumuzu noktaladık. Ancak çok etkilendiğimiz bir gezi oldu.

 

Kasım 2018

 

Tarkan Kızartıcı

0 Comments

Add Yours →

Bir cevap yazın